23 Ocak 2014 Perşembe

Jacques Attali - Gürültüden Müziğe


Jacques Attali 1943 tarihinde Cezayir'de doğmuş bir Fransız ekonomist, yazar ve siyasetçidir. François Mitterrand'ın danışmanlığını yapmıştır. Küreselleşme, internet ve sosyal sonuçları, anti-ekonomi, nükleer enerjinin kontrol dışı kullanımının tehlikeleri ve 21. Yüzyılda güç dengeleri vbg. daha pek çok konuda eserleri bulunmaktadır. Ekonomi ve politika konularındaki eselerinden ayrı olarak ‘Gürültü: Müziğin Ekonomi - Politiği Üzerine’ adıyla çalışması ‘Endüstriyel Kültür’ün entelektüel kavramları açısından da önemli olan bir eser niteliği taşımaktadır. Bu kitapta müziğin tarihini kapitalizmin tarihinin bir yansıması olarak gösterir, ve bunu dört aşamaya ayırır:  

1) Kurban (M.S. 1500’den öncesi)  modern müziğin tarih öncesi zamanıdır-saf sözlü geleneğin dönemidir.  Bu dönem, kitle üretiminden ve notalı müzikten öncedir ve müzikal gelenek sözel şarkılar ve masallar ile insanların hafızasında sürmektedir. Attali bu dönemdeki müziği ölümün, kaosun, yıkımın kısacası doğanın gürültüsüne karşıt olarak tasvir eder. Başka bir deyişle müziğin amacı doğanın güçlerine karşıt olarak insanı ve onun kültürel mirasını korumaktır. Müzik bu aşamada her yerde hazır bulunmakta festivallerle gerçekleşmektedir. Müzik ritüellere dönüştürülmüş, doğanın yüceltilmiş şiddeti yapılaştırılmaya çalışılmıştır.  


2) Temsil (M.S. 1500-1900 yılları) adlı bölüm 'yazılı' müzik dönemini anlatır, müzik ilk defa fiziksel bir araç ve bunun sonucunda pazarda satılan bir ürün konumuna gelmiştir. Attali bu dönemdeki müziği sessizliğe karşıt bir ‘gösteri’ olarak tasvir eder, sanatçılar konser salonlarında müziklerini icra ederler. Müzik ayrıca insanın yaşam alanından ayrılmış, köylülerin yetki alanından çıkmış, uzmanlar tarafından yürütülen oldukça kompleks, mekanik bir süreç  haline gelmiştir. 

3) Tekrarlama (M.S. 1900’den günümüze) kayıt edilebilen ve yayınlanabilen müziğin dönemidir. 
Bu dönemde, müziğin nasıl işitileceğini gösteren yüksek derecede kodlama ve yazma rehberi olarak düşünülebilecek 'müzikal notasyon', yerini müziğin sesinin vinyl, teyp, ya da disklerde tutulup, saklandığı 'ses kaydına' bırakmıştır. Bu dönemde Attali müzik için amacın hafıza ya da kalite değil ancak ‘aslına uygunluk’ olduğunu söyler,  müzikal projede yer alanların amacı sesi mümkün olduğunca temiz ve akışkan bir şekilde kaydetmek ve mükemmel bir şekilde bu kayıtları yeniden-üretmektir. Bu dönemde, her müzikal çalışma kendisinin diğer versiyonları ile bir kontrast halindedir, burada müzisyen için anahtar soru, en iyi şekilde ‘orijinal’ kayıdı nasıl yeniden-üretebileceğidir. Attali’nin bu bölümü ‘Tekrarlama’ olarak adlandırmasının nedeni, her müzikal eylemin kendisinden önce gelenin bir tekrarı olmasıdır, müzik kendisinin ‘hiç olmadığı kadar mükemmel’ yankılarından ibarettir.

4) Besteleme:  Attali, bu bölümde ‘Tekrarlama-Sonrası’ döneme işaret eder, ancak hiçbir zaman tam olarak bunun bir teorisini sonuçlandırmaz. Bu dönemde müziğin yaratıcıları bir müzik çalışmasını, artık sıradan bir ürün ya da nesne olarak değil yaratımıyla birlikte içtenlikle bir tatminin ve hayranlığın sonucu olarak değerlendirmektedir. Bu yeni müzik, organize müzik endüstrisinin  dışında,  ‘gürültü’ ve ‘şiddet’ estetiği temelinde yapılmaktadır. Bu görüşlerin pek çoğu, anarşist bir kültürel form olarak tanımlanan  gürültünün, bruitist* bestecilerden gelen yeni nesil avangard üretimleri tetiklemede hayati bir role sahip olarak somut örneklerini endüstriyel müzikte de bulan, baskın toplumsal sisteme karşı bir başkaldırı olarak gerçek hayatta da yankı bulmuştur.

(*Bruitism: Dadaistlerin, Fütürist Gürültü Müziği'nin fikirlerinden aldıkları bir kavramdır. Bruit Fransızca'da Gürültü anlamına gelmekte, Bruitism ise kişiyi eyleme kışkırtmak için tasarlanan ‘gürültü sanatı’dır. ‘Teyp kaydedicisi’nin icadı ile musique concrete'de önemli gelişmeler sağlanmıştır. Ayrıca elektronik müziğin fiziksel ve felsefi kökenlerinden birisidir.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder